Şu sahne sana da tanıdık gelecek. Bir konuyu çalıştın, notlara baktın, kitabı bir kez daha okudun ve her satır tanıdık geldi. "Tamam, bunu biliyorum" deyip kapattın.
Ertesi gün biri sordu ya da sınavda karşına çıktı. O tanıdıklık hissinden geriye pek bir şey kalmamıştı.
Burada olan şey genelde sanıldığı gibi bilgi eksikliği değil. Bir ölçüm hatası. Ne bildiğini yanlış ölçtün.
Bu yazı o ölçüm hatasıyla ilgili. Neden oluyor, nasıl fark ediyorsun ve ne yaparsan düzeliyor — sırayla bakalım.
Tanıdık gelmek, bilmek değildir
Zihnimiz iki ayrı şeyi aynı hisle karıştırıyor: tanımak ve hatırlamak.
Bir metni ikinci kez okuduğunda satırlar akıcı geçer, hiçbir yerde takılmazsın. Zihin bu akıcılığı "biliyorum" diye yorumlar. Oysa akıcılığın sebebi bilmek değil, kısa süre önce görmüş olmak.
Buna akıcılık yanılsaması deniyor. Sinsi tarafı şu: yanılsama, tam da doğru çalıştığını hissettiğin anda en güçlü oluyor. Kendini iyi hissettiren yöntem, seni yanıltan yöntem oluyor.
Testi de çok basit. Kitabı kapat ve konuyu boş bir kâğıda anlat. Tanıdıklık orada kalır; ne bildiğin kâğıtta görünür.
Üstbiliş nedir?
Üstbiliş — metabiliş ya da metakognitif farkındalık da deniyor — en sade hâliyle kendi düşünme sürecinin farkında olmak ve onu yönetebilmek demek. Terimi 1970'lerin sonunda psikolog John Flavell ortaya attı. Tarifi de kısaydı: düşünme üzerine düşünmek.
Bilmek arabayı sürmektir. Üstbiliş, gösterge paneline bakmaktır.
Sürmeyi bilirsin; ama yakıtın ne kadar kaldığını, motorun ısınıp ısınmadığını sana panel söyler. Panel olmadan da yola çıkarsın. Sadece nerede kalacağını bilemezsin.
İki parçadan oluşuyor:
- Ne bildiğini bilmek. "Bu konuyu anlıyorum. Şu kısmı ezberledim ama anlamadım. Bu tür sorularda hep acele ediyorum."
- Süreci yönetmek. Bu bilgiye göre plan yapmak, ortasında durup kontrol etmek, sonunda değerlendirmek.
İkincisi olmadan birincisi işe yaramıyor. Kendini tanımak tek başına bir davranışı değiştirmiyor.
Küçük bir deneme
Devam etmeden önce üç soruluk kısa bir şey deneyelim. Önemli olan kaç doğru yaptığın değil: emin olduğun yerlerle haklı olduğun yerlerin ne kadar örtüştüğü.
Şekil 1 — Etkileşimli
Her soruda önce cevabını, sonra ne kadar emin olduğunu seç. Sonuçta ikisini yan yana koyacağız.
-
Bir metni ikinci kez okumak, o metni öğrenmenin en etkili yollarından biridir.
CevabınNe kadar eminsinYanlış. Tekrar okumak tanıdıklık üretiyor, hatırlamayı ise çok az güçlendiriyor. Kitabı kapatıp hatırlamaya çalışmak daha zor gelir ve çok daha fazla iş görür.
-
Bir konuyu birine anlatmaya çalışmak, o konuyu ne kadar bildiğini ölçmenin iyi bir yoludur.
CevabınNe kadar eminsinDoğru. Anlatırken cümlenin bulanıklaştığı yer, bilginin de bulanık olduğu yerdir. Üstelik bunu anlamak için karşında gerçek bir dinleyici olması bile gerekmiyor.
-
Çalışırken zorlanmak, genellikle yanlış çalıştığının işaretidir.
CevabınNe kadar eminsinYanlış. Bir sonraki bölümde göreceğiz: bazı zorluklar öğrenmeyi zayıflatmıyor, güçlendiriyor. Kolay hissettiren yöntem genelde daha az iz bırakıyor.
Çoğu insanda bu iki şey birbirini tutmaz: en emin olduğumuz yerlerde yanılırız, en tereddütlü olduğumuz yerlerde haklı çıkarız. İyi haber şu ki aradaki örtüşme çalışılabilir bir beceri.
Neden işe yarıyor?
Bunun ölçülebilir bir karşılığı da var.
2006'da Henry Roediger ve Jeffrey Karpicke basit bir deney yaptı. Öğrenciler bir metin okudu. Bir grup metni tekrar tekrar okudu; diğer grup okuduktan sonra kaynağı kapatıp hatırlayabildiklerini yazdı.
Hemen ardından yapılan testte tekrar okuyanlar öndeydi. Ama bir hafta sonraki testte tablo tersine döndü: kendini sınayan grup belirgin biçimde daha fazlasını hatırlıyordu.
Asıl çarpıcı kısım şu: tekrar tekrar okuyan grup, hatırlayacağından daha emindi. Yani daha az öğrenip daha çok güvendiler. Ölçüm hatası tam olarak burada.
Buna bağlı ikinci bir bulgu daha var. Psikolog Robert Bjork'un işe yarar zorluk dediği şey: öğrenmeyi zorlaştıran bazı koşullar — araya zaman koymak, konuları karıştırmak, bakmadan hatırlamaya çalışmak — o anki performansı düşürür ama kalıcılığı artırır.
İkisini yan yana koyunca üstbilişin neden bu kadar işe yaradığı anlaşılıyor: hislerimiz kötü bir ölçü aleti. Üstbiliş, hislerin yerine ölçüm koymak demek.
Nasıl uygulanır: üç adım
Uygulama tarafı kulağa geldiğinden çok daha basit. Psikolog Ann Brown'ın metabilişsel düzenleme dediği şey üç adıma iniyor.
Şekil 2 — Şema
Üstbilişi uygulamanın en sade hâli: tek seferlik bir hazırlık değil, kapanan bir döngü.
Amacım ne? Bittiğinde neyi yapabiliyor olacağım? Hangi yöntemi, ne kadar süreyle deneyeceğim?
Şu an gerçekten anlıyor muyum, yoksa sadece tanıdık mı geliyor? Nerede yavaşladım? Yöntemi değiştirmeli miyim?
Ne işe yaradı, ne yaramadı? Baştaki tahminim tuttu mu? Bir dahakine neyi başka türlü yapacağım?
Üstbiliş, her şeyi sürekli sorgulamak demek değil. Öyle olsa hiçbir işi bitiremezdin. Amaç sürekli izlemek değil, doğru anlarda durmak: başlarken, ortada bir kez ve bitince.
Bugün deneyebileceğin dört şey
1. Önce tahmin et. Bir metni okumadan ya da soruyu çözmeden önce kendine bir not ver: bunu ne kadar bileceğim? Sonra gerçek sonuçla karşılaştır. Birkaç hafta içinde tahminlerin belirgin biçimde düzelir — asıl gelişen şey de bu.
2. Tekrar okuma, hatırlamaya çalış. Kaynağı kapat, hatırladığını yaz, sonra aç ve eksikleri gör. Üçüncü adım — açıp bakmak — çoğu kişinin atladığı yer; oysa öğrenmenin gerçekleştiği kısım orası.
3. Anlatarak test et. Konuyu hiç bilmeyen birine anlatıyormuş gibi, yüksek sesle anlat. Cümlen bulanıklaştığı yerde bilgin de bulanıktır. Yöntemin popüler adı Feynman tekniği.
4. Hata defteri tut. Yanlış yaptığında "hangi soruyu bilemedim" değil, "hangi adımda yanlış varsaydım" diye yaz. İlki bir liste üretir; ikincisi bir örüntü. Örüntü, düzeltilebilen şeydir.
Üstbiliş kulağa akademik geliyor ama pratikte tek bir soruya iniyor: bildiğini nereden biliyorsun?
Cevabın "tanıdık geldi" ise henüz bilmiyorsundur. Cevabın "kaynağa bakmadan anlatabildim" ise biliyorsundur. Aradaki fark küçük görünüyor, ama bir konuyu bilmekle bildiğini sanmak arasındaki bütün mesafe orada duruyor.
Cebe atılacaklar
- Tanıdık gelmek bilmek değildir; akıcılık bir his, ölçü değil.
- Üstbiliş = ne bildiğini bilmek + bu bilgiye göre süreci yönetmek.
- Kendini iyi hissettiren çalışma yöntemi, genelde daha az iz bırakır.
- Planla, ortada bir kez izle, sonunda değerlendir. Sonra baştan.
- Bu hafta tek bir şey deneyeceksen: akşam, kaynağa bakmadan, gün içinde öğrendiğin bir şeyi birine anlatıyormuş gibi anlat. Nerede tıkandığını not et.
Yapay zekâ notu: Bu yazıyı yapay zekâ yardımıyla derlediğimi belirtmek isterim. Kaynakları taramakta ve metni sadeleştirmekte yardım aldım.